3 Temmuz 2010 Cumartesi

Bir+Bir dergisinde karşıma çıkan sürpriz gibi şiir


Haydarpaşa garında 1941 baharında saat on beş.
Merdivenlerin üstünde güneş, yorgunluk ve telâş
Bir adam merdivenlerde duruyor bir şeyler düşünerek.
Zayıf, korkak.
Burnu sivri ve uzun, yanaklarının üstü çopur.
Merdivenlerdeki adam-Galip Usta-tuhaf şeyler düşünmekle meşhurdur:
“Kâat helvası yesem her gün” diye düşündü 5 yaşında.
“Mektebe gitsem” diye düşündü 10 yaşında.
“Babamın bıçakçı dükkânından akşam ezanından önce çıksam” diye düşündü 11 yaşında.
“Sarı iskarpinlerim olsa kızlar bana baksalar” diye düşündü 15 yaşında.
“Babam neden kapattı dükkânını?”Ve fabrika benzemiyor babamın dükkânına”diye düşündü 16 yaşında.
“Gündeliğim artar mı?” diye düşündü 20 yaşında.
“Babam ellisinde öldü,ben de böyle tez mi öleceğim?”diye düşündü 21 yaşındayken.
“İşsiz kalırsam” diye düşündü 22 yaşında.
“İşsiz kalırsam” diye düşündü 23 yaşında.
“İşsiz kalırsam” diye düşündü 24 yaşında.
Ve zaman zaman işsiz kalarak“İşsiz kalırsam” diye düşündü 50 yaşına kadar.
51 yaşında “İhtiyarladım” dedi,“babamdan bir yıl fazla yaşadım.”
Şimdi 52 yaşındadır.İşsizdir.
Şimdi merdivenlerde durup kaptırmış kafasını düşüncelerin en tuhafına:“Kaç yaşında öleceğim?Ölürken üzerimde yorganım olacak mı?”diye düşünüyor.
Burnu sivri ve uzun.Yanaklarının üstü çopur.
Denizde balık kokusuyla
Döşemelerde tahtakurularıyla gelir
Haydarpaşa garında bahar
Sepetler ve heybeler merdivenlerden inip merdivenlerden çıkıp
merdivenlerde duruyorlar.

NAZIM HİKMET

Memleketimden İnsan Manzaraları

29 Haziran 2010 Salı

Birbirinizi seviniz, fakat sevginizi zincirlemeyin.Sevginiz, ruhunuzun kıyıları arasında kımıldayan bir deniz olsun.Birbirinizin kadehini doldurunuz, fakat tek kadehten içmeyin.Birbirinize ekmeğinizi sununuz, fakat aynı lokmayı yemeyiniz.Beraber terennüm ediniz, raks ediniz, eğleniniz, neşeleniniz; fakat her biriniz tekliğini unutmasın.Çünkü bir udun telleri, aynı nağmeyle birlikte titrer, fakat her biri ayrı ayrı.Kalplerinizi birbirinize veriniz, fakat her biriniz kendi kalbine sahip olsun, çünkü kalbi, ancak Hayat eli koruyabilir.Birlikte durunuz, fakat birbirinize fazla yaklaşmayınız. Çünkü mabedin direkleri de, birbirinden uzak durur. Ve meşe ile selvi birbirinin gölgesi altında yetişmez
Halil Cibran
Nebi

haftasonu kedisi

bu kedi kendine haftasonu yatacak bir kapı bulmuş...

26 Haziran 2010 Cumartesi

Nasıl delirdiğimi soruyorsun. Şöyle oldu: Tanrıların çoğu daha doğmadan çok uzun zaman önce bir gün, derin bir uykudan uyandım ve bütün maskelerimin - kendi yaptığım ve yedi hayatta taktığım maskelerin - çalınmış olduğunu gördüm, kalabalık sokaklarda, "Hırsızlar, hırsızlar, Tanrı'nın cezası hırsızlar", diye bağırarak koştum.
Erkeklerle kadınlar bana güldü ve bazıları korkup evlerine kaçtı.
Ve pazar yerine vardığım zaman bir genç bir çatıda dikilip "O bir deli", diye haykırdı. Onu görmek için yukarıya baktım; güneş çıplak yüzümü ilk defa öptü. İlk defa için güneş çıplak yüzümü öptü ve ruhum güneşe karşı sevgiyle tutuştu ve bir daha maskelerimi aramadım. Ve kendimden geçercesine haykırdım, "Şükürler olsun, maskelerimi çalan hırsızlara şükürler olsun."
İşte böyle delirdim.
Ve deliliğimde hem özgürlüğü hem güvenliği buldum; yalnızlığın özgürlüğünü ve anlaşılmazlığın güvenliğini, bizi anlayanlar bizden bir şeyleri tutsak ederler çünkü.
Halil Cibran

10 Haziran 2010 Perşembe